Aşık Edebiyatı izleri

Aşık Edebiyatı izleri ile ilgili olarak, sizin de bildiğiniz gibi Halk Edebiyatı 3 farklı başlığa ayrılır ve bunlar söyle nitelendirilir: Anonim Halk Edebiyatı, Aşık Tarzı Halk Edebiyatı, Dini-Tasavvufi (Tekke) Halk Edebiyatı. Bu içeriğimizde Aşık Halk Edebiyatı sanatçılarına değineceğiz. Sanatçılara geçmeden önce Aşık Edebiyatını özetlemek gerekirse sanatçıların Usta-Çırak ilişkisi ile yetişen genellikle tahsil görmemiş kişilerdir. 15.y.y. başından beri görülen bu edebiyatın şairlerine aşık, saz şairi denilmektedir. İslam öncesi “kam – ozan baksı – şaman” gibi adlar alan sanatçıların İslam döneminde ki benzerleridir. Sanatçıların yapıtları genelde sözlüdür bazı eserler “cönk” adı verilen eserlerde toplanmıştır.

18-19 yy.’dan itibaren divan şiirinden etkilenmeler başlamıştır, son dörtlüklerinde genellikle mahlasları geçer buna tapşırma da denilir.

Şimdi sanatçılarımıza geçelim:

İlk sanatçımız 16. Yy.’da yaşadığı düşünülen Köroğlu’dur, Bolu beyi ile mücadeleye girişir. Bir rivayete göre Bolu beyi Babasını kör etmiş oda bu duruma isyan ederek onunla mücadeleye girişmiş durumdadır. ”Benden selam olsun Bolu Beyi’ne/çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.” Köroğlu’nun isyanının bir yansıması olarak bilinmektedir. Köroğlu koçaklamaları ile tanınır. Koçaklama koşmanın bir türüdür biliyorsunuz koşma konusuna göre 4’e ayrılmaktadır ve bunlar a.Güzelleme, b.Taşlama,  c. Koçaklama ve d.Ağıt olarak tanımlanmaktadır. Köroğlunun Koçaklamaları yiğitlik ve kavganın haksılığa karşı dik duruşun simgesi olmuş durumdadır. Köroğlu Divan edebi,yatından ve tasvvuftan hiç etkilenmemiştir, şiirlerinde sadece hece ölçüsü kullanmıştır ağız ölçüsü kullanmamıştır. Köroğlu Aşıkların Piri sayılmaktadır, sşık fasıllarında önce Köroğlunun türküsü söylenir. Dillere destan Köroğlu destanı Yaşar Kemalin Üç Anadolu Efsanesi adlı eseri ile günümüze aktarılmıştır.

İkinci sanatçımız (17. yy.) Karacaoğlan, Toroslarda yaşayan Türkmen aşiretlerine mensuptur, Göçebe şairdir, kendisinden sonra gelen bütün aşık edebiyatı sanatçılarını etkilemiştir, Saz şairlerinin en önemli ismidir, güzellemeleri ile tanınır, varsağıda söylemiştir ve en çok varsağı söyleyen sanatçıdır. En lirik şairdir sadece hece ölçüsü kullanmış ve dili sadedir. Divan edebiyatından hiç etkilenmemiştir, şiirnde tasavvufa ve dini konulara yer vermemiştir.

Üçüncü sanatçımız Kayıkçı Kul Mustafa (17. yy.), Bektaşiliğe bağlı halk ozanıdır, Osmanlı donanmasına dahil olduğu için Kayıkçı mahlasını aldığı rivayet edilir. Asker şairdir ve Epik şiirler söylemiştir. 4. Murat’ın Bağdat seferinde Şehit olan Genç Osman için söylemiş olduğu Genç Osman Destanı Ünlüdür. Rivayete göre 4. Murat Genç Osman’ın ölümüne çok üzülür hatta bazen keşke Bağdat’ı fethetmeseydim de Genç Osman ölmeseydi dediği rivayet edilir. Başka bir rivayete göre bu destan Osmanlı Padişahlarından 2. Osman’ın bir yeni çeri ayaklanması üzerine konu üzerine yazıldığı rivayet edilir. Kayıkçı Kul Mustafa divan şiirinden etkilenmemiş dolayısı ile şiirlerinde arız ölçüsü kullanmamış sadece heceyi kullanmıştır.

Dördüncü sanatçımız Aşık Ömer (17. yy.),  Asker ve gezici bir şairdir, 10_15 yıl kadar askerlik yaptığı ve eserlerini bu dönemde oluşturduğu tahmin edilir. Kendisi Divan Edebiyatından etkilenmiştir dikkat edelim Divan edebiyatından etkilenme Aşık Ömer ile birlikte başlar, dolayısı ile Aruz ve Heceyi birlikte kullanımıştır. Şiirlerinin çoğu aruzladır ama hece ile yazdıkları daha başarılı kabul edilmektedir, şiirlerini ise Aşık Ömer Divanı isimli eserde toplamıştır. Şiirlerini kendisi cönklere yazmış bu sayede 1500 civarı şiiri günümüze ulaşmış durumdadır. Şairname isimli eserinde ise 105 tane şairin ismi sayılmaktadır.

Ercişli Emrah (17. yy.) yakın zamana kadar Erzurumlu Emrah ile karıştırılmıştır. Emrah ile Selvihan isimli halk hikayesinin kahramanı olduğu sanılmaktadır.

Beşinci sanatçımız Gevheri (17-18. yy.), divan edebiyatından etkilenmiş dolayısı ile Hece ve Aruz ölçüsü ile şiirler yazmıştır. Dağlara gel adlı şiiri (Ozan Erhan Çerkezoğlu ve Grup Yorum Seslendirmiştir) şairin şiirleri Gevheri Divanı isimli eserde toplanmıştır.

Altıncı sanatçımız Levni (18. yy.), Ünlü bir nakkaştır Osmanlı nakkaşlığının baş nakkaşlığına getirilmiştir. Nakkaş olmasından mütevellit kendisine levn: renk mahlası verilmiştir. Hece ve Aruz ile şiirler yazmıştır.

Yedinci sanatçımız Erzurumlu Emrah (19 yy.), gezgşn bir şairdir. Erzurumda doğmuş fakat ömrünün son yıllarını geçirdiği Niksarda ölmüştür. Adı ile anılan aşık kolunun kurucusur, divan edebiyatından etkilenmiş, Hece ve Aruz ölçüsünden etkilenmiş ve Koşma ve semaileri ile tanınmıştır. Naksibendiliğin halidi koluna bağlı olduğu için tasavvufi yönü şiirlerinde yoğun bir şekilde görülür. Erzurumlu Emrah’ın şiirleri daha sonra iki önemli eserde toplanmıştır: Divan ve Erzurumlu Emrah’ın hayatı ve Şiirleri. Divan isimli eserinde Aruzla yazdığı şiirleri toplanmış, Erzurumlu Emrah’ın Hayatı ve Şiirleri adlı eserde ise Hece ile yazdığı şiirleri toplanmıştır.

Sekizinci sanatçımız Seyrani (19yy.), Kayserinin Develi ilçesinde doğmuştur. Hiciv şairdir taşlamaları ile tanınmıştır. Modern edebiyatımızda ki yeri Divan edebiyatında Hiciv, halk edebiyatında Taşlama adını almıştır. Şair yoksulluğun yanında pek çok acılar yaşamıştır bunu eleştirel kimliğine bağlamak pek yanlış olmaz. Seyrani döneminde ki gelişmeleri yakından takip etmiş Aşıkları eleştirmiş şiirinde kendisinden önceki ozanların alışılmış konu sınırlarının dışına çıkmıştır. Seyrani İstabula gelmiş taşlamaları yüzünden tutuklama emri çıkarılmıştır, sonrasında ise memleketine kaçarak kurtulmuştur. Daha sonra sinir hastalığına yakalanmış bu yüzden kendisi Deli Seyrani diye de adlandırılmaktadır. Son yıllarını Develide yoksulluk içerisinde geçirmiştir. Divan edebiyatından etkilenmiş şiirlerinde Aruz ve Hece kullanmış Seyrani’nin Yergi ve Gülmeceleri bu türün en başarılı örnekleri arasında kabul edilmektedir.

Dokuzuncu sanatçımız Dertli (19 yy.) Dertli divan edebiyatından etkilenmiş diğer şairler gibi hem Hece hem Aruz kullanmıştır. Alevi-Bektaşi ianançlarına bağlıdır. Hiciv eserlerinde softalığı, yobazlığı eleştirir. Şiirlerinde toplumsal eleştiri ve taşlamalar öne çıkar, softalığı ve yobazlığı eleştirleri iel şathiyeleri ile ön plana çıkmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde fes giyilmesi kabul edilince fesi öven redifli bir kaside yazmış ve bunun üzerine de ayan olarak atanmıştır.

Onuncu sanatçımız Bayburtlu Zihni (19 yy.) Bayburt’ta doğmuştur bunun için Bayburtlu zihni diye anılmaktadır. Hem Halk Edebiyatına hem Divan Edebiyatına özgün eserler vermiş şiirlerinde Hece ve Aruz ölçüsünü kullanmıştır. Koşma ve Taşlamaları ile ünlüdür, Şairin Şiirleri Divan-ı Zihni adı ile 1876 yılında yayınlanmıştır bu divanda Aruz ile yazdığı şiirleri vardır. Sergüzeştname adlı eserinde ise Bayburtlu Zihni başından geçen serüvenleri şiir, yergi ve destanlar biçiminde bu eserinde anlatmıştır. Şairimizden Köşma türünde verdiği bir eserini örnek aldık…. Bayburt Ruslar tarafından işgal edilince yurdundan ayrılmış, daha sonra Bayburt’a döndüğünde şu ağıtı yazmıştır.

Vardım ki yurdumdan ayak götürmüş

Yavru girmiş ıssız kalmış otağı

Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş

Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Zihni dert elinden her zaman ağlar

Sordum ki bağ ağlar bağban ağlar

Sümbüller perişan güller kan ağlar

Şeyda bülbül terk edeli bu bağı

Onbirinci sanatçımız Dadaloğlu (19. yy.), Dadaloğlu Güney Anadolunun Toros Dağlarında yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır. Onun şiirlerinde yiğitçe bir sesleniş vardır ve sadece heceyi kullanmıştır, Divan şiirinden etkilenmemiştir. Dadaloğlu içerisinde bulunduğu tarihi ve toplumsal olayları şiirlerine yansıtmıştır. Koçaklamaları ile ünlüdür, Osmanlının o dönemki politikası olan göçebe Türkmen aşiretlerine olan isyan politikasına karşı çıkmış “Ferman padişahın ise dağlar bizimdir demiştir.”

Onikinci sanatçımız Sümmani (19. yy.), Erzurum yöresi aşığıdır, badeli bir aşıktır badeli aşık ne demek açıklarsak aşık olmak için ya usta çırak ilişkisi ile yada bade içerek aşık olunmaktadır. Bade içmek şudur genellikle rüya motifi ile bu elde edilir rüyanda bir eren sana bir içecek sunar ve içersin dolayısı ile uyanınca aşık olarak uyanırsın. Sümmanide badeli aşıklarımızdan birisi olması ile bilinmektedir. Şiirlerinde aşkı ve Gülperiyi aramıştır, Sümmani ile Gülperi hikayesi ünlüdür. Bunun yanında koşmaları ile tanınır ve şiirlerinde genellikle hece ölçüsü kullanmıştır kısmen de olsa Aruz ölçüsünü kullanmıştır. Sümmaninin Kars Ardahan yöresi aşığı olan aşık şenlik ile yaptığı karşılaşmalar atışmalar çok ses getirmiştir

Onüçüncü sanatçımız Aşık Şenlik (19. yy.), Kars Ardahan yöresi aşıklarındandır ve aslen Çıldırlıdır. Rakipleri tarafından yemeğine zehir konularak öldürülmüştür, ve Badeli aşıktır. Osmanlı Rus savaşı üzerine yazmış olduğu 93 Koçaklaması ünlüdür.

inceizler.com sizi düşünmekte

arama motoru etiketleri: edebiyat, edebiyat izleri, ince izler edebiyat, edebiyat hakkında, aşık edebiyatı, edebiyat hakkında bilgi, aşık edebiyatı hakkında bilgi, badeli aşık ne demek, badeli aşık nasıl olunur, anadolu aşıkları, yurdum aşıkları, ülkemin aşıkları, halk edebiyatı, anonim halk edebiyatı nedir, aşık tarzı halk edebiyatı nedir, dini tasavvufi tekke edebiyatı nedir, edebiyatta usta çırak ilişkisi, aşık edebiyatında usta çırak ilişkisi, köroğlu hakkında, karacaoğlan hakkında, kayıkçı kul mustafa hakkında, aşık ömer hakkında, erzurumlu emrah hakkında, gevheri hakkında, levni hakkında, seyrani hakkında, dertli hakkında, bayburtlu zihni hakkında, dadaloğlu hakkında, sümmani hakkında, aşık şenlik hakkında,